--> Kırık Aynadaki Yansımalar | Ahtapot

Kırık Aynadaki Yansımalar

Postmodern roman, tekil gerçeği reddeder. Bütün kararları ve sonuçları yazarın kendi isteğiyle okuyucuya devrettiği bir labirenttir.

Postmodern Roman ve Parçalı Gerçeklik
Klasik edebiyat, dünyayı anlaşılır, tutarlı ve tek bir sağlam gerçeği merkezine oturtmuş bir bütün olarak sunmaya çalışır. Uzun yıllar böyle devam ettiği gibi günümüzde de çoğunluk bu formülü kullanarak metinlerini oluşturuyor. Ancak yirminci yüzyılın ortalarında, büyük anlatıların çöktüğü, hakikatin tek bir yerden bakışla yakalanamayacağı fikrinin filizlendiği bir dönemde, roman anlayışı da kabuk değiştirdi. Ortaya çıkan Postmodern Roman, okuyucuyu düz bir yolculuğa değil, parçalı gerçekliklerin birbirine karıştığı labirentlere davet etmeye başladı. Postmodern roman, modernizmin getirdiği belirsizliği, bir adım daha ileriye taşıyarak, gerçeğin kendisinin zaten kurgusal olduğunu ilan etti.

Temel olarak Klasik roman ile postmodern roman arasında dört büyük fark bulunuyor. Klasiğin ya da gelenekselin gerçeklik anlayışına göre tekil, sabit ve dışarıdan gözlemlenebilir bir gerçeklik vardır. Postmodern romanlarda ise gerçeklik; çoklu bir bakış açısına sahiptir, özneldir ve kurgu ile iç içe geçmiştir. Okuduğunuz ve anladığınız gerçeklik size ait olandır. Yazarın anlattığını değil kendi gerçekliğinizi görürsünüz. Bu noktada ikinci ayrıma geliyoruz: Yazarın rolü. Gelenekselde yazar tanrısal bir anlatıcıdır. Hikâyenin, olay örgüsünün otoritesi ve tam kontrolü yazarın elindedir. Postmodern romanlarda ise çoğunlukla yazar yok gibidir ya da sorgulanabilir bir bileşendir. Metinler üst kurmaca ile okuyucuya açılmıştır. Okuyucu, yazar ile bağını koparmış metninde içinde kendi halinde sürüklenir.

Doğrusal, nedensel, net bir başlangıca, gelişme ve sonuç ya da çözümlenme bölümlerine sahip geleneksel romana karşılık postmodernde parçalı, karmaşık görünen, döngüsel, zaman çizgisi ya da kronolojisi bozuk labirentvari metinlerde kaybolursunuz. Yazarın kontrolü dışında alımlayabileceğiniz her şeyi kendiniz üretirsiniz.

Bu üç ayrımın doğal sonucu olarak da ortaya temel duruş farklılığı çıkar. Klasik romanda dünyayı anlamlandırma çabası ile birlikte onu düzenleme, yazarın bencil tavrına göre doğruyu belirleme ve bunu yaparken de çokça bilgi verme arzusu vardır. Diğerinde ise tüm bunlardan muafsınızdır. Anlamlı gelen her şeyin anlamsızlığını, kaotik yapısını ve kurgusal niteliğini görürsünüz. Postmodern roman, dünyanın bir hikâyeden ibaret olduğunu, dolayısıyla, bir hikâyeyi anlatırken o hikâyenin anlatım biçimine göre nasıl yön değiştirebileceğini, yönü belirleyenin yazarın kendisi olduğunu ama bunun okuyucuya haksızlık olduğunu düşünür ve sorgular.

Geldiğimiz noktada karşımıza parçalı gerçeklik diye bir kavram çıkıyor. Parçalı gerçeklik, en çarpıcı tekniklerden biri. Bu, sadece hikâyenin karıştırılması demek değil; aynı zamanda farklı gerçeklik düzlemlerinin aynı metin içinde yan yana getirilmesi anlamına gelir. Böyle metinlerde geçmiş, sabit bir bilgi kaynağı olmaktan çıkar; yazar onu kişisel bellek, mitoloji ve popüler kültürle yeniden yoğurur. Tarih, bir nevi oynanabilir kurguya dönüşür. Aynı zamanda tek bir merkezi kahramanın bakış açısı yerine, birbirine zıt, güvenilmez ve çelişkili anlatıcı sesler kullanılır. Bu seslerin her biri kendi gerçeğini savunur ve okuyucu, hakikatin nerede olduğunu kendi başına bulmaya zorlanır. Yani okumak, okuyucu için çaba gerektiren bir maceraya dönüşür. Roman, kendisinin bir roman olduğunu sürekli hatırlatır. Romanın içindeki karakterler, kendi varoluşlarının edebi birer kurgu olduğunu fark edebilir ya da yazar, okuyucuya doğrudan seslenerek anlatının kurallarını yıkabilir, kurgu ve gerçek arasındaki duvarı belirsizleştirir.

Umberto Eco’nun 1980 tarihli (eğer Foucault Sarkacı'nı yazmamış olsaydı rahatlıkla başyapıtı diyebileceğimiz) Gülün Adı (Il nome della rosa), postmodern romanın parçalı gerçeklik temasını en karmaşık ve derinlikli şekilde işleyen metinlerin başında gelir. Roman, yüzeyde Orta Çağ’da geçen, seri cinayetler zincirini çözmeye çalışan bir rahip ve çırağının hikâyesini anlatan kusursuz bir tarihi gizem romanıdır. Ancak Eco, bu geleneksel kalıbı, altında yatan felsefi ve edebi katmanlarla dinamitleyerek patlatır. Eco, okuyucuyu 14. yüzyılın bir İtalyan manastırına taşırken, klasik romanın güven veren tutarlılığını kasıtlı olarak sarsar. Romanın girişindeki yazarın notu, metnin aslında bir üçüncü şahıs el yazması çevirisi olduğu iddiasıyla başlar. Bu üst kurmaca (metafiction) hilesi, daha ilk sayfadan itibaren metnin nesnel bir tarih değil, aktarılmış ve çarpıtılmış bir kurgu olduğu şüphesini okuyucunun zihnine yerleştirir. Okuyucu, tarihi bir gerçekliği değil, gerçekliğin bir kurgusunu okuduğunu sürekli hatırlamak zorunda kalır.

Romanın merkezî metaforu olan manastır kütüphanesi, bu parçalı gerçekliğin ve erişilemez bilginin somutlaşmış halidir. Kütüphane, sadece bir kitap deposu değil, aynı zamanda labirente dönüştürülmüş mimari bir yapıdır; içerideki bilginin fiziksel ve felsefi birer engel tarafından korunduğunu simgeler. Ana karakterler, labirentin ve cinayetlerin sırrını çözmeye çalışırken, aslında bilginin ve hakikatin ne kadar çelişkili ve tehlikeli olduğunu keşfederler.

Gülün Adı'ndaki parçalı gerçeklik, özellikle göstergebilim ve tarihin doğası üzerinden işlenir: Başkahraman William, cinayetleri çözerken, her ipucunun farklı bir işaret (sembol) olduğunu fark eder. Ancak bu işaretler evrensel bir anlam taşımak yerine, çoğul ve kaygan anlamlara sahiptir. Bir işaretin yorumu, diğerinin yorumuyla çelişir. Bu, Eco’nun dehasıyla, gerçeğin tek bir dilde kodlanamayacağını, her yorumun, yorumlayanın öznelliğinden pay aldığını anladığımız göstergebilimsel bir kaosa dönüşür.

Ayrıca Eco, manastır içindeki teolojik ve siyasi tartışmaları (örneğin Yoksulluk Tarikatı hakkındaki tartışmalar) derinlemesine işlerken, tarihin nesnel bir kayıt değil, güç mücadelesi tarafından yazılan bir anlatı olduğunu gösterir. Manastırın duvarları arasında hangi görüşün hakikat olduğu, en çok güce sahip olanın veya kütüphaneyi kontrol edenin elindedir. Eco, karmaşık bir anlatı ile bugünden geçmişe doğru baktığınızda, bildiğiniz tarihin o dönemin egemen gücü neyse onun tarihi olduğunu anlamanızı sağlar.

Nihayetinde, Gülün Adı, okuyucuyu hem fiziksel (manastır labirenti) hem de bilişsel (üstkurmaca ve göstergebilim) bir labirentte kaybolmaya zorlar. Romanın sonunda, cinayetler çözülse bile, elde edilen bilgi parçalıdır, eksiktir ve geçicidir. Bu durum, postmodern romanın temel felsefesini yansıtır: Hakikat, tek bir kaynağa ya da tek bir kitaba hapsedilemez; o, sadece peşinde koşulacak sonsuz bir arayıştır. Okuyucuyu pasif bir alıcı olmaktan çıkarır; ona bu kurgudur, ama kurgu aynı zamanda gerçektir der. Böylece postmodern roman, parçalı dünyanın sunduğu kaosu ve ironiyi kucaklayarak, edebiyatın sınırlarını sonsuza dek genişletmiştir.

Umut Öz

YORUMLAR

Ad

Ahmet Sorgun,3,Ayşe Filiz,7,Çizgi Roman,20,Dans,16,Deniz Bulut,13,Devin Aykalı,16,Doğan Kargı,16,Edebiyat,23,Evrim Şengel,13,Fotoğraf,10,Heykel,14,Mehmet Keskin,12,Mustafa Gören,8,Müzik,22,Resim,19,Serkan Sonakın,4,Simge Loda,12,Sinema,35,Tiyatro,13,Umut Öz,36,Yasemin,32,
ltr
item
Ahtapot: Kırık Aynadaki Yansımalar
Kırık Aynadaki Yansımalar
Postmodern roman, tekil gerçeği reddeder. Bütün kararları ve sonuçları yazarın kendi isteğiyle okuyucuya devrettiği bir labirenttir.
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjv2nlJ590206-Ij1hC3CIBeGYJnpxqmAlzpBYpF0SbLaJG1EXUxmfR8-tgLY3ReCTtPU7tFyEJSRT-dRUU2DnNqsqhNfD99zbuNOYAi_0eCAKLOAYSfhyphenhyphenXDlWLCEyH06mWiuokfwMRY7hozoJiw_uF3EZi6spir8CqRhFwPSjv8rDUAYYf2FhN8xggp7x6/w640-h422/K%C4%B1r%C4%B1k%20Aynadaki%20Yans%C4%B1malar.jpg
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjv2nlJ590206-Ij1hC3CIBeGYJnpxqmAlzpBYpF0SbLaJG1EXUxmfR8-tgLY3ReCTtPU7tFyEJSRT-dRUU2DnNqsqhNfD99zbuNOYAi_0eCAKLOAYSfhyphenhyphenXDlWLCEyH06mWiuokfwMRY7hozoJiw_uF3EZi6spir8CqRhFwPSjv8rDUAYYf2FhN8xggp7x6/s72-w640-c-h422/K%C4%B1r%C4%B1k%20Aynadaki%20Yans%C4%B1malar.jpg
Ahtapot
https://ahtapotart.blogspot.com/2025/10/kirik-aynadaki-yansimalar.html
https://ahtapotart.blogspot.com/
https://ahtapotart.blogspot.com/
https://ahtapotart.blogspot.com/2025/10/kirik-aynadaki-yansimalar.html
true
1638462025907147927
UTF-8
Bütün Yazılar Yüklendi Henüz bir şey yok HEPSİNİ GÖSTER Devamını Oku Cevapla Cevabı sil Sil Ana Sayfa SAYFALAR YAZILAR Hepsini Göster ÖNERİLENLER ETİKET ARŞİV ARA TÜM YAZILAR Not found any post match with your request Ana Sayfaya Dön Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cts Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara just now 1 minute ago $$1$$ minutes ago 1 hour ago $$1$$ hours ago Yesterday $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago more than 5 weeks ago Followers Follow THIS PREMIUM CONTENT IS LOCKED STEP 1: Share to a social network STEP 2: Click the link on your social network Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy Table of Content