Şiirin ruhu: Ses ve ritim. Kelimelerin tınısı ve ritmik yapısı, anlamın ötesinde okuyucuda melodi, duygu ve derin bir hissiyat yaratır.
Şiir, yalnızca kelimelerle inşa edilen bir yapı gibi algılansa da aslında tam olarak öyle değil. Bunun yanında nefes, nabız ve tını ile var olan bir sanattır. Bir metni düz yazıdan ayıran temel unsurların başında, kelimelerin anlam katmanlarının ötesinde, okuyucunun ya da dinleyicinin iç dünyasında titreşimler yaratan ses ve ritim gelir. Bu iki unsur, şiirin ruhu ve bedenidir; anlamın taşıyıcısı olmaktan öte, bizzat anlamın ta kendisidir.
Şiirde ses, sadece harflerin telaffuzu değildir; o, şairin bilinçli veya sezgisel olarak yarattığı bir musikidir. Şair, aynı sesli harfleri (asonans) veya aynı sessiz harfleri (aliterasyon) belirli bir düzen içinde tekrarlayarak metne bir derinlik ve melodi katar. Örneğin, "su sesi"ndeki sessiz s harflerinin tekrarı, okuyucunun zihninde akışkanlık ve huzur hissi uyandırır. Bu ses tekrarları, bir enstrümanın tek bir notasını defalarca çalması gibi, şiirin genel duygusal atmosferini pekiştirir.
Ayrıca her kelimenin kendine özgü bir tınısı vardır. Kalın (a, o, u) sesli harfler genellikle ağırlık, derinlik ve hüzün çağrıştırırken; ince (i, e, ü, ö) sesli harfler hafiflik, incelik ve hareketlilik hissi verebilir. Şair, seçtiği kelimelerin ses değerleriyle oynayarak, anlamı henüz idrak edilmeden okuyucunun duygu dünyasına sızar. Bir şiiri okuduğumuzda içimizde uyanan o hissiyat, çoğu zaman bu işitilebilir anlamın eseridir. Bunun yanında şiirdeki her şey sesten ibaret de değildir. Noktalama işaretleri, dize sonları ve özellikle de boşluklar, sesin anlık olarak kesildiği nefes alma noktalarıdır. Bu duraksamalar, bir müzisyenin notalar arasındaki sessizliği kullanması gibi, ritmi ayarlar ve okuyucuya söylenenleri sindirmesi için zaman tanır.
Diğer yanda ritim, şiirin yapısal iskeletini oluşturur; sesin akışını yöneten temel güçtür. Şiirin ritmi, okunduğunda bedende hissedilen bir devinim yaratır. Geleneksel şiirde (aruz veya hece ölçüsü), ritim belirli bir matematiksel kalıba uydurulur. Bu kalıp, şiire düzenli ve öngörülebilir bir akış sağlar; tıpkı bir kalbin düzenli atışı gibi. Ancak serbest şiirde ritim, bu katı ölçülerin dışına taşar. Serbest şiirde ritmi belirleyen, dizelerin uzunlukları, vurgu düzeni, cümle yapısı ve anlamın akışıdır. Şair, bir dizeyi kısaltarak ani bir duruş, bir diğerini uzatarak akıcı bir soluk yaratabilir.
Ritmin en önemli bileşenlerinden biri de vurgudur. Şair, belirli kelimeleri veya heceleri vurgulayarak şiirin temposunu değiştirir. Hızlı bir ritim, coşku, telaş veya öfke aktarırken; yavaş, ağır ritimler dinginlik, tefekkür veya melankoli duygusunu besler. Okuyucu, şiiri kendi iç ritminde okusa bile, şairin kelimelere yüklediği vurgu, metnin temel tonunu ve hissiyatını belirler. Basit ve kısa cümlelerin art arda kullanımı, kesik ve hızlı bir ritim oluşturur. Öte yandan, yan cümlelerle uzayan, karmaşık cümleler, ritmi ağırlaştırır ve okuyucuyu derin bir düşünceye davet eder. Bu, şairin dinleyiciyi ne zaman hızlandırmak, ne zaman yavaşlatmak istediğine dair bir karardır.
Şiirde kullanılan ses ve ritim, anlamı söylemez, hissettirir. Bu iki unsurun uyumu, bir şiiri sadece okunan bir metin olmaktan çıkarıp, yaşanılan bir deneyime dönüştürür. Usta bir şair, tıpkı bir heykeltıraşın mermeri yontması gibi, kelimeleri ve sesleri yontar; ritim ve tınıyı öyle bir ayarlar ki, okuyucu, söylenmeyeni işitir ve görünmeyeni hisseder. Bu, şiirin gizemli ve dönüştürücü gücüdür.

YORUMLAR