John Merrick'in acı dolu yaşam öyküsünden yola çıkarak toplumun ötekileştirme, çıkar odaklı yardım ve insanlık onuru üzerine derin bir yüzleşme.
Tarih boyunca toplumlar, her zaman farklı olana karşı tepki göstermiştir. Devrimler, yenilikler, göç, teknoloji ve aklınıza daha ne gelirse. Elbette bu tepkiyi bizden olandan da esirgemedik; fiziksel olarak farklı olan herkese tepki gösterdik, dışladık ve ötekileştirdik. İnsan statüsüne layık görmediğimiz birçok insan, içerisinde taşıdığı nice cevherlerle birlikte bu dünyadan göçüp gitti. Bunlardan bir tanesi de John Merrick. John Merrick, gerçek hikâyenin biraz yumuşatılmış ve duygusallaştırılmış bir hâliyle karşımıza çıkıyor. Fiziksel olarak son derece biçimsiz, konuşmasına izin vermeyen bir çene yapısı ile kendisini hiçbir zaman açık ve doğru bir şekilde ifade edememiştir. Sahibi Bytes (Freddie Jones), Merrick’in kendisine zarar veren hastalıklı hâlini bir kazanç olarak görüyor ve kafes içerisinde insanların karşısına çıkarıyor. Bana göre filmden alınması gereken ilk mesaj, yeryüzünde var olan tüm canlılarda "hayvan, insan ve bitki" alışılmışın dışında var olan ne varsa hepsini kâr elde etme amacı olarak kullanmamız. Bu bakış açısı son yıllarda ortaya çıkan bir durum değil, öyle olsaydı bir karış daha fazla toprak için yapılan savaşlar günümüzde yapılıyor olurdu. İnsanın bencil yönünü yine bir insanın, geriye kalan tüm insanların yüzüne vurması; dünyadaki dengenin artık değişmesi gerektiğinin habercisi olabilir mi?
Filmde Merrick’i yaşadığı sirk ve gördüğü ucube muamelesinden kurtaran kişi ise Anthony Hopkins‘in canlandırdığı Dr. Frederick Treves karakteri. Sıradan bir gözle baktığımızda Dr. Frederick takdir edilesi bir insan, Merrick’i yaşadığı sefil hayattan kurtarmış ve ona rahat bir yer sunmuştur. Üstelik öz güven kazanmasını sağlayarak konuşmasına yardımcı olmuş, hanımlarla oturup çay içebilmesine olanak sağlamıştır. Fakat işin arka planına baktığımızda Dr. Frederick ve Bytes, aynı amaç doğrultusunda hareket eden iki çıkarcı insan. Bytes eylemlerinin karşılığını para olarak almak istiyordu çünkü geçinebilmesi gerekliydi. Dr. Frederick ise para değil, tıp dünyasına adını yazdırarak hafızalara ismini kazımak istiyordu. Hedefler farklı olsa da iki karakter de Merrick’i kullanıyordu. Merrick ise ilk başlarda kendisine sunulan süslü hayata kanmış, kendi ayaklarıyla bir başka eziyetin içerisine girmişti. Yeni hayatının süslü duvarları eridikçe gerçeği görmeye başladı fakat iş işten geçmişti.
Filmdeki önemli noktalardan ikincisi de tam olarak burada açığa çıkıyor. Günümüzde, başka insanlara yaptığı yardımı boy boy paylaşıp herkese göstermeye çalışanlar da bir nevi Dr. Frederick Treves değil mi? Birisi size yardım eli uzatır, o kadar çıkmazdasınızdır ki o eli gerçekten de iyi niyetli olduğuna inanarak tutarsınız. Aramızda dolaşan ve iyilik maskesi takınan kötüler yüzünden dünyamız gittikçe yaşanılmaz bir hâl alıyor.
Dr. Frederick Treves, Merrick’i sirkten kurtardıktan sonra kendisini ifşa etmeden meslektaşlarının karşısına çıkarır ve tıp dünyasında yeni bir kapının aralandığının müjdesini verir. Bytes Merrick’i kafeste sergilerken acımasız ve çıkarcı bir görünüm çizerken Dr. Frederick neden kurtarıcı rolüne bürünüyor? Bu noktada Dr. Frederick, kurtarıcı maskesinin ardına saklanan bir başka acımasız ve çıkarcı kişilik. Mekanın şatafatlı, insanların görece daha iyi standartlarda yaşaması Merrick’in kullanılmaya devam edildiği gerçeğini ne yazık ki değiştiremiyor.
Filmde değinmem gereken bir diğer önemli kısım ise açılış sahnesi. Ürkütücü ve hatta kimilerine göre son derece rahatsız edici bir açılışa sahip film. Öfkeli bir fil, Merrick’in annesine oldukça rahatsız edici bir saldırıda bulunuyor. Merrick gerçekten yarısı fil yarısı insan ve ortaya da bu şekilde mi çıktı? Üç yaşındaki bir çocuğun sonsuz hayal gücünden bir alıntı gibi görünüp okunduğunda saçma gelse de izlendiği sırada içinizde birtakım duyguların sizi rahatsız etmesine engel olamıyorsunuz.
Filmde John Merrick; konuşabildiği andan itibaren kendisini soylu bir beyefendi gibi kibarca tanıtabilmesi, kitaplardan alıntı yapması ve orantısız çene yapısına rağmen akıcı bir şekilde İngilizce konuşabiliyor olması, Dr. Frederick’in eşi ve başka hanımlarla oturup çay içebilmesi, sohbet edebilmesi ve bunlar gibi daha birçok sahne Merrick’in sosyete dünyasına girdiği izlenimi verse de bu doğru değil. Yukarıda da bahsettiğim gibi, görünürde bu süslü sahneler arkasında acı bir gerçeği saklıyor: Bir insanın, insan olduğunu kanıtlama çabası.
Merrick konuşabiliyor ve insanlar bunu takdir ediyor. Peki ya sokaktan geçen herhangi bir insanı neden konuşabildiği için takdir etmiyoruz? Merrick kitap okuyabiliyor ve sevdiği alıntıları hafızasında tutarak sonrasında sevdikleriyle paylaşıyor. Her kitap kendi içerisinde bir dünyayı barındırır, düzinelerce dünyayı seyahat eden bir insanı neden tebrik etmiyoruz? John Merrick bir eşya veya hayvan değil, hepimiz gibi bir insan ve tüm çabası bunu kanıtlamak için.
Gerçek Fil Adam Kim?
Kısa hayatında İngiltere’nin popüler kişisi olan John Merrick’in gerçek adı Joseph Carey Merrick‘tir. Verilere göre beş yaşına kadar diğer çocuklarla benzer gelişim gösteren Merrick, beş yaşından itibaren hem kemiklerindeki orantısız büyüme hem de derisinde yaşanan bozulma yüzünden şekil bozukluğu yaşıyor. Bundan dolayı da filmin aksine aslında hayatının hiçbir döneminde net konuşamıyor.
Sirk gösterisine katılmak için evden kaçan Merrick, bu gösterilerden birinde Dr. Frederick tarafından keşfediliyor ve kendisi tarafından Londra Hastanesi’nde misafir ediliyor. Gerçekte nasıl ilerlediğini bilmesek de filmi göz önünde bulundurursak Merrick’in misafirliği ilk başlarda kabul edilmiyor, daha sonraları Merrick’in umut vadeden gelişimi sebebiyle hastanede kalıcı olarak kalmasına müsaade ediliyor. Gerçek hayatında da Londra Hastanesi’nin daimi misafiri olan Merrick, şekil bozukluğundan dolayı bizler gibi hiçbir zaman sırtüstü yatamadı çünkü nefesi kesiliyordu. 27 yaşında, henüz gençken uykusunda boğularak hayata veda ediyor. Filmin sonunda da dikkat edecek olursanız Merrick, yaşanan her şeyin sonunda artık huzura ereceğini biliyormuşçasına sırt üstü bir şekilde yatağa uzanıyor. Bakış açımızı değiştirirsek film, Merrick’in intiharı ile sona eriyor demek mümkün.
Merrick‘in tek istediği normal bir insan olmak ve herkes gibi yaşamakken, önce sirk sonra ise tıp dünyasında sergilenerek farklılıklarıyla meşhur oldu. Fil Adam denilmesinin nedeni ise annesinin ona anlattığı hikâyedir. Annesi, Merrick’e hamileyken bir fil saldırısı yüzünden oğlunun bu hâlde olduğuna inandı ve oğluna da bu şekilde anlattı. O dönemde tıp bu hastalığı tanımlamak için yetersizdi. Fakat ne yazık ki günümüzde de tam bir tanı koyulabilmiş değil. Filmde de olduğu gibi Merrick, 27 yaşında uykusunda boğularak ölüyor. Asfiksi yani oksijen yetersizliği nedeniyle vefat eden Merrick, yattığı takdirde boynunun kırılacağını bile bile ölüm uykusuna yatmıştır. Ne yazık ki Merrick, öldükten sonra bile rahatsız edilmeye devam edilmiştir. İskeleti bilim adına bir yerde derisi ise başka bir yerde muhafaza edilmekteydi ve bazı meraklı insanlar, altınlarla dolu bir sandık arıyormuşçasına Merrick’in derisini bulmaya çalışıyordu. Sonunun ne olduğu henüz belli değil.
Fil adam, hem kişisel hem de toplumsal yönden birçok mesaj çıkarabileceğimiz acımasız bir film. Psikolojik yönden dünyaya bakış açımızı, yaşayış tarzımızı ve yaşama amacımızı sorgulatıyor.
Yunus

YORUMLAR